Değerli Yer Bilimciler,

6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümünde, AYBE-MATAM iş birliğiyle düzenlenen toplantıda, afetin sismik, teknolojik ve iklimsel boyutlarını sentezleyen stratejik bulgular kamuoyuyla paylaşıldı.

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Hasan Mandal'ın açılış konuşmasıyla başladı. AYBE-MATAM basın açıklamasının ardından, düzenlenen oturumlarda Prof. Dr. Fatih Bulut, Prof. Dr. Ziyadin Çakır, Doç. Dr. Cengiz Zabcı, Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Prof. Dr. Cengiz Yıldırım, Dr. Öğr. Üyesi Gülsen Uçarkuş, Prof. Dr. Tolga Görüm, Prof. Dr. Nebiye Musaoğlu, Doç. Dr. Beyza Taşkın, Prof. Dr. Seda Kundak sunumlarını gerçekleştirdi. Toplantı sonrasında ise Türkiye İş Bankası-Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi (MATAM) gezisi düzenlendi.

İTÜ çerçevesinde, Kahramanmaraş depremlerine yönelik yapılan kapsamlı araştırmalar sonucunda, Elbistan depreminin (Mw 7.6) yarattığı 143 kilometrelik yüzey kırığı İHA teknolojileriyle 5 cm hassasiyetle modellenmiş ve arazi çalışmalarıyla beraber 12,3 metreye varan rekor yer değiştirmeler tespit edilmiştir.

Depremle beraber, 20 bini aşkın heyelanın tetiklendiği ortaya konulmuş, depremden sonra da uzun yıllar boyunca etkilerini sürdürecek heyelanlara ilişkin bir veri tabanı oluşturulmuştur. Böylece gelecekteki mühendislik tasarımlarının dirençliliğinin artırılmasına katkı sağlanacaktır.

Dünyada, uydu yer istasyonuna sahip olan nadir üniversite merkezlerinden biri olan İTÜ, UHUZAM’ın geliştirdiği algoritmalarla hasar tespit çalışmalarına büyük katkılar sağlamıştır.

Dünyada belgelenmiş ilk vaka olarak kazandırılan en dikkat çekici bulgulardan biri, depremden 36 gün sonra bölgeyi vuran "Atmosferik Nehir" olayının, sarsıntıyla zayıflamış zemin üzerinde ölümcül moloz akmalarına yol açmasıdır.

Sismik stresin Ölü Deniz Fayı ve Kıbrıs yönüne aktarıldığı saptanmış ve bu veriler stratejik bir akademik erken uyarı olarak sunulmaktadır. 

İTÜ, Kahramanmaraş depremlerini sadece yer altındaki sismik bir hareket olarak değil, teknoloji, iklim ve sosyal yapının kesiştiği bir "felaketler silsilesi" olarak tanımlamaktadır. İTÜ Vizyonu; sismik, iklimsel ve yer bilimsel tüm verileri sentezleyerek, doğanın sunduğu tüm bilinmezlere karşı hazırlıklı, gerçek anlamda dirençli ve yıkılmayan şehirlerin inşasına bilimsel rehberlik etmektir.

Basın Açıklaması

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında yürüttüğü öncü araştırmalarla, afetin sadece yer altındaki sismik hareketlerden ibaret olmadığını; teknoloji, iklim ve sosyal yapının iç içe geçtiği bir "felaketler silsilesi" olduğunu bilimsel kanıtlarıyla ortaya koydu.

6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız ve "Asrın Felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş depremleri, yer bilimleri tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. İstanbul Teknik Üniversitesi, depremin ilk saatlerinden itibaren başlattığı bilimsel seferberlik ile sahada, laboratuvarda ve uzay teknolojileri eşliğinde yürüttüğü çalışmaları bir vizyon belgesine dönüştürdü. İTÜ’lü bilim insanları tarafından hazırlanan ve uluslararası en prestijli dergilerde yayımlanan bu bulgular, Türkiye’nin afet risk ve dirençlilik stratejisini kökten değiştirecek niteliktedir.

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü, Jeoloji ve Harita Mühendisliği bölümlerimiz, Elbistan (Mw7.6) depreminin yarattığı toplam 143 kilometrelik yüzey kırığını yüksek çözünürlüklü İHA teknolojileriyle modelledi. Hem optik hem de termal veriler ile 5 cm/piksel hassasiyetle oluşturulan bu haritalar, Ekinözü bölgesinde 10,58 metrelik rekor bir sol yanal yer değiştirmeyi belgeledi. Arazi çalışmalarında doğrudan gözlem yapan ekipler bu atımı 12.3 m kadar ulaştığını ortaya çıkardı. Yüzey kırığının sadece bir çizgiden ibaret olmadığını ve bazı alanlarda depremle ilişkili yüzey deformasyonlarının 1.5 km gibi geniş bir alana yayıldığını ve fay boyunca yer alan yerleşim yerlerinin güvenliği açısından yüzey kırıklarının geniş bir alana yayılmasına neden olan jeolojik etkenlerin dikkate alınmasının gerektiğini göstermektedir. Dünyada, uydu yer istasyonuna sahip olan nadir üniversite merkezlerinden biri olan İTÜ, Uydu Haberleşme ve Uzaktan Algılama Merkezi (UHUZAM)’ın geliştirdiği algoritmalarla deprem sonrası tamamen yıkılan, ağır ve orta hasarların uzaktan algılama yöntemleri ile hasar tespit çalışmalarına büyük katkılar sağlamıştır. Deprem yalnızca yüzey kırığı ve ana yıkıcı etkisinin dışında 20,270 adet heyelanı doğrudan tetiklediğini ve bu heyelanların depremden sonrada uzun yıllar boyunca etkilerini sürdüreceğini belgeleyen İTÜ, teknoloji destekli bulgularının, sadece hasar tespiti için değil, gelecekteki mühendislik tasarımları için hayati bir veri tabanı oluşturarak sonraki çalışmaları ve dirençliliği desteklemektedir.

İTÜ’nün araştırmaları, depremin etkisinin sadece sarsıntıyla sınırlı kalmadığını çarpıcı bir veriyle kanıtladı. Depremden 36 gün sonra bölgeyi vuran ve Kızıldeniz üzerinden gelen "Atmosferik Nehir" (Atmospheric River) olayının, depremle zayıflamış yamaçları harekete geçirerek deprem sonrası tetiklenen heyelanların ikincil bir felakete yol açtığı saptandı. Adıyaman’ın Tut ilçesinde 20 saatte kaydedilen 183 mm’lik rekor yağış, zayıflamış yamaçlardaki kayma direncini %77’ye varan oranlarda azaltarak ölümcül moloz akmalarına neden olmuştur. İTÜ, sismik sarsıntı ile ekstrem hava olaylarının bu ölümcül birleşimini "dünyada belgelenmiş ilk vaka" olarak yer bilimleri literatürüne kazandırmıştır.

Üniversitemiz, depremin ardından durmaksızın devam eden enerji transferi analizleriyle stratejik bir projeksiyon sunmaktadır. Doğu Anadolu Fayı üzerindeki 500 yıllık stresin boşalmasıyla birlikte, stresin güneye, Ölü Deniz Fayı üzerine aktarıldığı bilimsel modellerle ortaya konmuştur. Bu durum, bölgedeki sismik sessizliğin bozulabileceğine dair uluslararası bir "akademik erken uyarı" niteliği taşımaktadır. Benzer bir durum Samandağ kıyılarından Kıbrısa doğru ilerleyen fay zonu için de geçerlidir. 

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında İTÜ, Türkiye İş Bankası sponsorluğunda Türkiye İş Bankası- Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kurarak sadece Türkiye’de değil Doğu Avrupa ve Orta Asya coğrafyasına kadar geniş bir alanda aktif fay çalışmalarında kara ve denizde çalışabilecek depremlerin öncesinde tehlike ve riski beraber çalışacak ve ülkede sadece Marmara bölgesinde değil tüm yurt sathında çalışılabilecek bir mükemmeliyet merkezi oluşturdu. 

İTÜ’nün vizyonu, afeti sadece bir doğa olayı olarak görmeyi reddeder. İTÜ araştırmacıları, dünya literatürüne sundukları "Önkoşullama" kavramıyla; yoksulluk, düşük dirençlilik ve hazırlıksızlık gibi deprem öncesi koşulların afetin boyutunu nasıl büyüttüğünü analiz etmiştir. Özellikle Tehlike haritalarının tabanı olan fay haritaları ve deprem senaryolarından kaynaklanan öngörülerde oluşan eksiklerin yıkımlardaki etkisinin yanı sıra kentsel dönüşümde önceliklendirmeyi yavaşlatan ve hedefi dağıtan önemli bir rolü vardır.


İTÜ Vizyonu: Bilimin Işığında Dirençli Gelecek

Basın toplantısında konuşan İTÜ yetkilileri, üniversitenin yeni nesil afet vizyonunu şu sözlerle özetlemektedir:
"İTÜ olarak odak noktamız; sadece deprem sonrası müdahale değil, yer kabuğunun ve atmosferin sunduğu karmaşık sinyalleri okuyarak görünmeyen riskleri ve ardışık tehlike zincirlerini önceden saptamaktır. İTÜ Vizyonu; sismik, iklimsel ve yer bilimsel tüm verileri sentezleyerek, doğanın sunduğu tüm bilinmezlere karşı hazırlıklı, gerçek anlamda dirençli ve yıkılmayan şehirlerin inşasına bilimsel rehberlik etmektir."

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
 

Toplantının tamamını Youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

ituvizyonu